Fransa şuan ki statüsünü eski kolonilerini halen sömürerek tutabiliyor. Eski kolonilerinden yıllık 440 milyar Euro sömürüyor.

Fransa’nın eski Başbakanı Jacques Chirac Fransa’nın ekonomik açıdan önemsizleşmemesi için eski kolonilerinden gelen sömürüye bağlı olduğuna işaret etti. Fransa’nın tarihinde kara lekelerden bir tanesi olan Afrika kolonileri, Fransa’yı bugün kendisine bağladığı ve mahkum ettiği gözlemleniyor. Fransa ekonomik açıdan şuan ki statüsünde kalabilmek için Afrika’ya ağır bedeller ödetiyor.

1950ler ve 1960lar da Fransa’nın Afrika kolonileri bağımsız olma kararı aldılar. Fransa bunu her ne kadar kabul etmiş olsa dahi kolonisi bulunan ülkelerden ‘sömürgeleştirmeyi devam ettirme pakt’ını imzalamalarını istedi. Bu antlaşma ile ülkeler Fransız sömürgesi para birimi olan FCFA’yı (“Franc for the Colonies of France in Africa”) kullanmayı, Fransız okul ve askeri sistemini devam ettirmeyi ve Fransızcayı milli dil olarak kullanmayı kabul etmiş oldular.

Bu yasa sebebiyle 14 Afrika ülkesi halen gelirinin %85’ini Paris’te bulunan Fransa merkez bankasında depo etmek zorunda. Fransız merkez bankasında depo edilen para doğrudan Fransız maliye bakanlığının kontrolü altında. Bu yasaya tabi tutulan ülkelerin -Paris’te bulunan kendi- para rezervlerine ulaşma imkanları yok. Kendilerine kalan %15’lik rezerv yetmiyorsa; Fransız maliye bakanlığından piyasaya uygun faiz oranıyla gerekli miktarı borç etmek zorundalar. 1961 yılından beri Fransa Benin, Burkina Faso, Guinea-Bissau, Fildişi Sahili, Mali, Senegal, Togo, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Ekvatoral Guinea ve Gabun gibi ülkelerin para rezervini kontrol ediyor.

‘Silicon Africa’nın kapsamlı raporuna göre bu ülkeler kendi ‘koloni borçlarını’ Fransa tarafından inşa edilmiş olan altyapı için Paris’e yatırmaları gerekiyor. Böylelikle Fransa yıllık 440 milyar Euro’ya yakın gelir elde ediyorBunun dışında Fransız hükümeti bu ülkelerde yeni keşfedilen bütün hammaddelerde ‘ön-alım hakkı’na sahip. Sonuç itibariyle Fransız kuruluşlar için her açıdan bir öncelik hakkı oluşuyor. Bunların sonucunda bu ülkelerde bulunan besleme, maliye, ulaşım, enerji ve tarım alanlarında elde edilen servet Fransız holdinglerin ellerinde bulunuyor.

Bu ülkelerin yönetim kadrosunun bu talepleri yerine getirmekten başka bir seçimi yok. Afrikalı Politikacılar bu talepleri yerine getirmeyi reddederlerse suikast veya hükümetlerine karşı darbe tehdidiyle karşı karşıya kalırlar. Son 50 yılda 26 Afrika ülkesinde toplam 67 darbe gerçekleştirildi. Bu 26 ülkenin 16 tanesi eski Fransız kolonilerinden.

Buna bir misal vermek gerekirse batı Afrika’da bulunan Togo’nun ilk başbakanı olan Sylvanus Olympio akla gelir. ‘Sömürgeleştirmeyi devam ettirme pakt’ını imzalamayı reddetti. Ama Fransa Togo’nun Fransa’nın koloni zamanında meydana getirdiği altyapı için tazminat ödemesi konusunda israr etti. 1963 yılında Togo’nun ödemesi gereken yıllık miktar gelirinin %40′ idi ve daha yeni bağımsızlığına ulaşmış Togo için ekonomik sınırına gelmesine sebebiyet verecekti. Üstelik Olympio koloni para birimi olan FCFA’nın kaldırılmasını ve kendi para birimini basmak istiyordu. Bu kararı vermesinden sadece üç gün sonra yeni başa gelmiş olan Sylvanus’un hükümeti eski yabancılar lejyonu tarafından düşürüldü ve başbakanı öldürüldü. İngiliz ‘Telegraph’ın haberine göre bu suikast için lejyonerlerin lideri olan Gnassingbe Eyadema yerel Fransız elçiliğinden 550 Euro civarında para aldı. 4 yıl sonra Paris’ten destek alarak Togo’nun yeni başbakanı oldu ve zalim bir Diktatörlük ile ölümüne (2005) kadar iktidarda oldu.

Yabancı lejyonerler vasıtasıyla Afrika ülkelerinde ekonomik statüsünü koruma adına etkinliğini sürdürmeyi birçok kez kullanan Fransa, aynı suikast ve darbeleri Orta Afrika Cumhuriyeti başbakanı David Dacko, Burkina Faso başbakanı Maurice Yamégo, Benin başbakanı Mathieu Kérékou ve Mali’nin ilk başbakanı Modiba Keita’ya da da uyguladı.

Şuan ki Fransız hükümeti hiçbir şekilde koloni zamanından kalma bu uygulamaları terk edip eski kolonileri tam bağımsızlıklarına ulaştırmayı düşünmüyor. Dahası Paris’te Afrika ülkelerinden alınan rezerv olmadan Fransa’nın ekonomik önemsizleşmeye gideceği korkusu egemen. Nitekim eski Fransız başbakanı Jacques Chirac’ın Mart 2008’de dediği gibi:“Afrika olmadan Fransa üçüncü dünya ülkesi sınıfına düşerdi.”

Kaynak : https://www.hakkhaber.com/d/51156/jacques-chirac-afrika-olmasaydi,-fransa-bir-ucuncu-dunya-ulkesi-sinifina-duserdi
Okumaya devam edin