MÜŞRİK BİR KİŞİ EĞER ETİ YENEN HAYVANLARDAN BİRİNİ BESMELE ÇEKEREK KESERSE, O KİŞİNİN KESTİĞİ ETİ YEMEK HELAL MİDİR?

Müşriklerin kestiklerinin haram olduğuna dair bazı kaynaklar: - Bedaiu’s-Senai, cild: 10, sf: 165 / Hanefi Fıkhı - Tuhfetu’l-Fukaha, cild: 3, sf: 71 / Hanefi Fıkhı - El-Mecmu Şerhi’l-Mühezzeb, cild: 9, sf: 74 / Şafiî Fıkhı - El-İdde Şerhu’l-Umdeh, cild: 2, sf: 88 / Hanbeli Fıkhı - Eş-Şerhu’s-Sağir, cild: 4, sf: 74 / Maliki Fıkhı - Gayeti’l-Münteha, cild: 3, sf: 371 / Hanbeli Fıkhı - El-Muğni, cild: 9, sf: 392 / Hanbeli Fıkhı - Eshelu’l-Medarik, cild: 2, sf: 54 / Maliki Fıkhı

05-09-2018

MÜŞRİK BİR KİŞİ EĞER ETİ YENEN HAYVANLARDAN BİRİNİ BESMELE ÇEKEREK KESERSE, O KİŞİNİN KESTİĞİ ETİ YEMEK HELAL MİDİR?

Besmele çekse de çekmese de müşriğin kestiğini yemek haramdır! Aslında bu sorunun cevabını insanımız çok uzun bir zamandır bilmektedir. Ancak bir kaç senedir tevhid ehlinin kafasını karıştırmaya çalışanlar var. Aslında kafa karıştıranlar şer’î cevablar ile karıştırsalar ne ala. Ama o da değil. Çünkü her zaman için yetersiz bir bilgi insanı yanlışa sürükleyecektir.
Kafa karıştıranların ilk iddiası kaynak olarak gösterdikleri İmam Şevkani’nin „Es-Seylül Cerrar“ adlı eserindeki şu ifadeleridir: „Kâfir, Allah (c.c.)’ın adını anıp şer’î bir tezkiye (kesim) yaparsa bu şekilde kesim yapanın kesmiş olduğu hayvanın haramlığına dair bir delil yoktur (yani helaldir).“ (Es-Seylül Cerrar, sayfa 711)
Şimdi bunun şer’î noktadan cevabı nedir bir ona bakalım!
Dört mezheb, bütün fıkıh ve hadis âlimleri, besmele çekseler bile kitap ehli dışındaki müşriklerin, putperest- lerin ve mürtedlerin kestikleri hayvanların etlerini yemenin haram olduğunu bildirmişlerdir.
Hanefi fakihi Kemal İbni Humam’ın kitabının şerhi olan Et-Takrir vet-Tahbir’de şu ifade zikredilir: „Mecusinin ve müşriğin kestiğinin haram oluşu besmeleyi terkettik- lerinden dolayı değildir. Müşrik kesim anında Allah (c.c.)’ın adını zikretse dahi yine kestiği yenilmez!“ (Et-Takrir vet- Tahbir şerhu İbni Emir’il-Hacc ala Tahrir İbni Humam fi İlm’il-Usûl el-Camii beyne istılahey el-Hanefiyye veş- Şafiiyye 6/211)
İmam Şafiî el-Umm kitabında şu ifadeleri kullanır: „Mecusi kesim anında Allah (c.c.)’ın adını zikretse dahi yine kestiği yenmez!“ Çünkü bu Müslüman olmadığından dolayı böyledir. Bunun içindir ki, İmam Şafiî „Bir Müslüman besmele çekmese dahi onun kestiği yenir!“ demiştir.
Müslümanların kestiklerinin helal olduğuna dair Kur’an- ı Kerim’den delili ise Maide Suresi’nin 3. ayet-i kerimesindeki „illa ma zekkeytum“ ifadesidir, yani „...ancak sizin kestiğiniz haram değildir!“ diye Rabb’imiz belirtmiştir.
Ehli kitabın kestiğinin yenileceğini de Rabb’imiz bize şöyle bildirmiştir: „Kitap ehlinin yemeği (kestiği) size helaldir!“ (Maide, 5)
Allah (c.c) „...sizin kestiğiniz müstesna...“ (Maide, 3) ayetiyle sadece Müslümanların kestiğini helal, diğer bütün müşriklerin kestiklerini haram kılmıştır. Daha sonra bu hükümden Maide Suresi’nin 5. ayetiyle kitap ehlinin kestiğini istisna etmiştir. Sadece kitap ehlinin istisna edilmesi, kitap ehli dışındaki müşriklerin kestiklerinin haram olduğunu gösterir. Eğer bütün müşriklerin kestiği helal olsaydı, Allah (c.c)’nun; „Kitap ehlinin yemeği (kestiği) size helaldir!“ (Maide, 5) buyurması anlamsız olurdu (hâşâ). Çünkü, helal kılınan bir şeyin daha sonra tekrar helal kılınması anlamsızdır. Bütün sahabeler ve tabiîn, Müslümanlar ile kitap ehli dışında kalan kimselerin kestiklerinin haram olduğunda ittifak etmişlerdir.
„Ali bin Ebî Talib (r.a.) Benî Tağlib hıristiyanlarının ne kestiklerinin yenmesini ne de kadınlarıyla evlenilmesini helal sayıyordu. Çünkü onlar Müslüman olduktan sonra irtidat edip hıristiyan oldular.“ (Kurtubi Tefsiri, cild 6, sayfa 77-78 / El-Muğni, İbni Kudame, 10/84)
İmam Şevkani’nin açıklamasına gelince:
İmam Şevkani’ye Allah (c.c.) rahmet etsin! Müslümanlara eserleriyle çok faydalı olmuştur. Ancak İmam Şevkani’nin telif etmiş olduğu „Es-Seylül Cerrar“ adındaki bu eser Şia’nın Ehl-i Sünnet’e en yakın olan Zeydiyye kolunun fıkıh kitabı olan „Hadaik’ul-Ezhar“ adlı eserin şerhidir.
İmam Şevkani Yemen’de Zeydiyyelerin çok olduğu bir ortamda yaşamış, onların eserlerinden etkilenmiş ve kendisi de önceden Zeydiyye mezhebine mensub idi. Ancak daha sonra Ehl-i Sünnet’e dönmüştür. Bu kitabı şerhederken de Ehl-i Sünnet’e göre şerh etmiştir. Ancak Zeydiyye’den etkilendiği için Cumhur-u Ulema’dan uzak kalan şaz (icmaya muhalif) görüşleri olmuştur. Dolayısıyla bu fetvası gibi icmaya aykırı fetvaları vardır. Bir âlim icmaya aykırı fetva verirse onun o fetvasına itibar edilmez. Ancak bu, o âlimin ümmet içindeki değerini de düşürmez. Çünkü hatadan mâsum olmak Peygambere mahsustur. O halde İmam Şevkani yine ümmet arasında hep anıldığı gibi İmam’dır.
Müşriklerin kestiklerinin (besmele çekerek kesseler dahi) haram olduğu hakkında âlimler icma etmiştir. Velev ki bu meselede icma olmamış olsaydı ve bu mesele ruhsat ve azimet meselesi bile olsa „müşriklerin besmele çekerek kestikleri helaldir“ gibi fetvalar vermek yine de vebaldir. Âlimlerin meşhur ifadelerinden biri de şudur: „Eğer her âlimin ruhsatını alırsan tüm şerler sende toplanmış olur!“
Müslümanları yanıltan hocalardan öyleleri var ki, şaz görüşlerden, kitaplar arası sıkıştırılmış fetvalardan (sanki hakkında icma varmış gibi) faydalanarak insanlara sundukları ve meşru kılmış oldukları bir sürü günahlar vardır. Bunların başında da faiz gelir. Özellikle Avrupa’da faizle alış-veriş yapmayan Müslüman yok gibi, bu insanların hiç mi Allah (c.c.) korkusu yoktur?
Bakınız! Rabb’imiz Kur’an-ı Kerim’de faiz gibi hiç bir günah için „Allah ve Rasulü’ne savaş açmıştır!“ ifadesini kullanmamıştır. Sadece faiz için Rabb’imiz bu ifadeyi kullanmıştır. (Bakara, 279)

Rasulullah (s.a.v.) bunun dehşetini ifade eden şöyle bir hadis-i şerif irad etmiştir: „Bir kişinin bilerek bir dirhem faiz yemesi otuzüç kerre zina etmesinden daha kötüdür!“ (Müsned, Ahmed b. Hanbel, 48/44/22600)
Yine Rasulullah (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: „Faiz yetmiş çeşittir. En hafifi kişinin annesiyle zina etmesi gibidir!“ (Sünen-i İbni Mace, 7/ 48/2265)
Yine Rasulullah (s.a.v.)’in yüzyirmibin sahabeye veda hutbesi verirken: „Faizin her türlüsü kaldırılmıştır, ayağımın altındadır!“ (Sahih-i Müslim, 6/245/2137) hadis-i şerifini insanlar neden görmüyorlar veya neden görmek istemiyorlar? Çünkü, zorlayarak açmaya çalıştıkları kapıları insanlara aralayan ruhsatçıların, sapan ve saptıran imamların sayesinde bu insanlar hakkı göremez olmuş da ondan.
Kafa karıştıranların diğer iddiaları da şu şekildedir:
Anadolu’daki şirke düşmüş insanlar da ehli kitap muamelesi görürler. Çünkü bunlar da kendilerinin bir kitaba (Kur’an-ı Kerim’e) mensup olduklarını iddia ediyorlar. Ama o kitabı hayatlarında tahrif ederek yaşadıklarından dolayı bunlar da bu hususta aynen ehli kitap gibidir. Ehli kitap müşrik oldukları halde Rabb’imiz onların kestiklerinin helal olduğundan bahsetmektedir. Bu insanlar da ehli kitap gibi olduklarından dolayı bunların da kestiği yenir zihniyetindedirler.
Böyle bir iddiada bulunan insanlara şaşılır. Bunlar hiç mi şeriat kitaplarını karıştırmamışlar? Gerçi bu iddialarında kitaplardan alınan bir değerlendirme yok ki, sadece kendi akıllarınca bir mukayese vardır. Halbuki hakkında nass olan bir mevzuda asla kıyas olmaz!
Tüm âlimler, müfessirler, muhaddisler ve müctehidler ehli kitap’tan kastın hıristiyanlar ve yahudiler olduğu hakkında icma etmişlerdir. Bu mevzudaki delilleri ise Rabb’imizin şu buyruğudur: „(Onu size indirdik ki:) «Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)» demeyesiniz.“ (En’am, 156) Bu mesele tevatür derecesindedir. Tüm tefsirler bu mevzuda kaynaktır.
Rasulullah (s.a.v.)’in zamanından bu zamana kadar kendilerini İslam’a nisbet eden nice toplumlar (müşrikler) gelmiştir. Ama zamanımızda olduğu gibi o zamanın muasır âlimlerinden hiç biri onları ehli kitaba benzet- memiştir. Bunlardan en bariz olanı ve hakkında çok konuşulan, kendilerini İslam’a nisbet ettikleri halde, namaz kılıp oruç tuttukları halde, kendilerine İslam’dan, hıristiyanlıktan, yahudilikten ve heva ve heveslerinden düzmece bir „Yesak“ adlı kitabı anayasa yapan ve o kitaba göre hüküm veren Tatarlar’dır. O zamanki ulema onların kâfir olduğunu söyleyip, taki tüm mevzularda Allah (c.c.)’ın şeriatına dönünceye kadar onlarla savaşılacağının hükmünü vermişler ve gerekeni de yapmışlardır. Ancak bu âlimler „Yesak“ kitabına tabi olanların kestiklerine helal dememişlerdir. Bu hükmü veren ulemanın başında Tefsir’de, Hadis ilminde ve Tarih ilminde kabul görmüş ve mutemed olan İbni Kesir gelir.
Günümüzün Yesak’ı olan Demokrasi’ye tabi olanlar hakkında bakınız merhum Emîr’ul-Mü’minîn ve Halîfet’ul- Müslimîn Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) ne diyor: „Bir Müslüman laik olamaz ve laik devlete rıza gösteremez. Keza, bir Müslüman demokrat olamaz ve demokrasi esasına göre kurulan bir devlete rıza gösteremez. Dinleri de gider, imanları da, nikâhları da gider ve mürted olurlar. Kestikleri hayvanın eti bile yenmez, cenazeleri de kılınmaz!...“ (Beyyine 3, sayfa 55)
Yine merhum Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan) mevzumuzla alakalı şöyle diyor:
„Hangi isim ve hangi izim altında olursa olsun, şeriat’ın dışındaki bütün sistemler ve bütün devlet şekilleri birer tağuttur, birer puttur, birer şirktir ve birer kâfirliktir ve bunlardan herhangi birini kabul eden veya bir kısmını şeriat’tan bir kısmını da bunlardan alan Müslümanlar, velev ki, Müslüman olduklarını iddia etseler de, namaz kılıp oruç tutsalar da, hacca gidip Kâbe’nin içine girseler de ve Hacer’ül-Esved’i defalarca öpseler de imanları gitmiş, nikâhları bozulmuş, cenaze namazları kılınmaz hale gelmiş, hatta kestikleri hayvanın eti yenmez duruma düşmüşlerdir. Bir kelime ile; şirke sapmış, müşrik olmuşlardır.“ (Beyyineler 5, Hakimiyyet, sayfa 19)
Anlaşılan o ki, müşriklerin kestiğini helal sayma gayretinde olanların asıl gayeleri, istedikleri her yerde rahat bir şekilde et yemektir. Müşriklerin kestiğini yeyip buna ruhsat kılıfı giydirmek de yedikleri haramı meşru kılmaz. Bu gibi çabaların arkasından itikadî sapmaların da gelebileceğinden korkulur. (Allah muhafaza!)
Maalesef günümüzdeki Müslümanlar (istisnalar hariç) çok daha önemli meseleler varken, onlarla meşgul olmayıp kâfirlerin potasında erimişlerdir. O çok daha önemli olan meselelerin başında da, küfür ortadan kalkıncaya kadar küfürle mücadele içerisinde olmak gelir. Bu da sırf Allah (c.c.)’ın rızası için yılmadan yorulmadan ve bu hususta emekli de olmadan hergün daha kararlı, daha azimli ve daha ileri adımlar atıp hareket etmekle olur. İlmin ve cihadın bir arada götürülüp gündemde tutulmasıyla olur.
Sonuç olarak müşriklerin, particilerin ve demokratların, (merhum Cemaleddin Hocaoğlu (Kaplan)’ın da dediği gibi: „Müslüman olduklarını iddia etseler de, namaz kılıp oruç tutsalar da“) besmele çekerek kesmiş oldukları hayvan- ların etlerinin yenmesi meselesi, bazılarının da iddia ettiği gibi ruhsat bile değildir. Yukarıda zikretmiş olduğumuz kaynaklar muvacehesinde Cumhur-u Ulema’nın icmasına göre böyle bir etin yenmesi haramdır.* Merhum İmam Şevkani bu mevzuda şaz olarak kalmıştır. İmam Şevkani’nin yazdığı gibi de, hiçbir âlimin böyle bir fetvası yoktur.
Rabb’imiz Hakk’a tabi olanlardan olmayı nasib eylesin. (Amin!)
* Müşriklerin kestiklerinin haram olduğuna dair bazı kaynaklar:
- Bedaiu’s-Senai, cild: 10, sf: 165 / Hanefi Fıkhı - Tuhfetu’l-Fukaha, cild: 3, sf: 71 / Hanefi Fıkhı - El-Mecmu Şerhi’l-Mühezzeb, cild: 9, sf: 74 / Şafiî Fıkhı - El-İdde Şerhu’l-Umdeh, cild: 2, sf: 88 / Hanbeli Fıkhı - Eş-Şerhu’s-Sağir, cild: 4, sf: 74 / Maliki Fıkhı - Gayeti’l-Münteha, cild: 3, sf: 371 / Hanbeli Fıkhı - El-Muğni, cild: 9, sf: 392 / Hanbeli Fıkhı - Eshelu’l-Medarik, cild: 2, sf: 54 / Maliki Fıkhı
2 Ramazan 1431 / 12 Ağustos 2010
Hilâfet Devleti Meşihat Makamı